|
Bir kumsaldasınız trilyonlarca kum
tanesi. Sanki tek başlarına birer varlık değil oysa her kum tanesi ayrı
bir varlık. Birbirlerine beziyorlar ama kimisi gri, kimisi altın...
renginde. Geceleyin şehir dışında da gökyüzüne baktığınızda benzer bir
manzarayla karşılaşırız. Sonsuzluğa uzanan semada milyarlarca parıldayan
nesne, genel adlandırmayla yıldızlar. Kimisi sürekli göz kırpıyor bize,
onlar gerçek yıldızlar; Arapça'daki karşılığıyla ''necm''. Bazılarında
göz kırpma görüntüsü yok. Ay gibi, Mars gibi, Venüs gibi. Onlarda
gezegen, Arapça'daki karşılığı ile ''kevkeb'' veya ''seyyare''. Yıldız
diye isimlendirdiğimiz varlıklar birbirine benzese de her biri farklı
renk farklı özellikte.
İnsan da kumsalda bir kum tanesi,
gökyüzünde bir yıldız konumundadır. Benzer yönleri bulunduğu gibi,
farklı yönleri de var. Aksi görüşte olanlar bulunsa da, aynı yıl, aynı
ay, aynı gün, aynı saat, aynı dakika... içinde doğmuş olsalar bile,
birbirinin tıpkısı olmayacaklardır. Parmak izlerinin birbirine
benzememesi de bunun kanıtıdır. Zira ALLAH'IN yaratma gücü sınırsızdır.
Astrolojik açıdan doğum
tarihine göre insan karakterinin sınıflandırılması, insanların daha
kolay tanımasına yöneliktir. Zira belirli aralıklarda doğanlar az çok
farklılık olmakla birlikte benzer karakteri, benzer bedensel özellikleri
taşımaktadır. Allahu Teala nasıl ki, insanlara daha kolay bilişip
tanışsınlar diye kavimlere ayırmışsa, insanların belirli aralıklarda
doğanlarını da, daha kolay anlaşsınlar ve bir bütünün parçalarını
oluştursunlar diye benzer özelikte yaratmıştır.
Düşünebiliyor musunuz,
herkes ASLAN veya KOÇ özellikleri taşısaydı, toplum içinde yönetilecek
insan bulunmakta zorluk çekilirdi, Zira herkes yönetmeye talip olurdu.
Herkes BOĞA özellikleri taşısaydı denizlerde ve göllerde balık kalmaz,
her taraf müzik sesiyle dolardı.
Her birimiz bir kum
tanesiyiz ama gruplar halinde kumsalları oluşturuyoruz. |
|
|
Yaratılıştan gelen özellikleriniz
|
* Yay insanin patavatsızlık yaparak
kalbinizi kırabilecek bir söz söylediği zaman gülüp geçilmesi gerektiğini;
* Koç insanin yüzü kırmızıya boyandığında kavgaya
sebep olmamak için hızla yanından uzaklaşılacağını;
* Yengecin yanında yakınlarını, özelliklede annesine
hakaret edilmeyeceğini;
* Boğanın hızlı hareket etmesinin veya borç verdiyseniz
iade etmesini beklenmeyeceğini;
* Balıktan mantık kurallarına uygun davranmasının
beklenmeyeceğini;
* ikizlerin aynı fikri
sürekli savunmasını beklenmeyeceğini;
Bilirseniz kendinizi üzmezsiniz.
İnsanlar kendi burçlarının özelliklerini,
olumsuz karakterlerini denetlemek veya iyi işlere yönlendirmek, olumlu huylarını
daha da güzelleştirmek için öğrenmelidir. |
|
|
Burç insanları arasında uyum
|
Uyum İçin Öncelikli Şart
Öncelikle ve özellikle, insanlar arasındaki uyum
konusunda şu husus olmaza olmaz derecede önemlidir: BİRLİKTE OLMAYI İSTEYEN
KİŞİLER, BİRBİRİYLE UYUM SAĞLAMAYI İSTEMELİ, BUNU GÖNÜLDEN ARZU ETMELİ VE KENDİ
KARAKTERLERİNDEN FEDAKARLIK YAPMAYI GÖZE ALMALIDIR.
Birlikte yaşayabilmek bir sanattır. Birlikte yaşamayı
düşünen insanlar yalnızca karşısındaki kişiden fedakarlık bekler, kendi hatalı
kişilik özelliklerini denetlemek ve düzeltmek yerine, birlikte yaşayacağı
kişinin karakterini değiştirmeye kalkarsa, en fazla uyum sağlayacağı düşünülen
grup veya BURÇ insanları bile birbirleriyle çatışırlar.
Önemli olan, Birlikte yaşanılacak olan insanın farklı anne -
babadan doğduğunu, farklı bir eğitimden geçtiğini, farklı yaratılış özellikleri
taşıdığını bilmek bu olguyu kabul etmek, ilişkileri buna göre
düzenleyebilmektir; ancak bu tavır ve anlayış her iki tarafta da bulunmalıdır,
aksi halde yalnızca bir tarafın fedakarlığı uyum değil efendi - köle ilişkisi
doğuracaktır. |
|
|
Burçlar
kuşağı
|
Kainatta temel elemanlar
daire, çember, küre veya bunların kesitleri görünümündedir.
Bu temel motif, insanlar tarafından da çokça kullanılmış, hatta bazı
kavimler veya milletler tarafından yaşanılan olgu haline getirilmiştir.
Millet olarak Müslümanlar, kavim olarak da Türkler ve Amerika yerlileri
olan Kızılderililer öncelikle ve özellikle çember veya küresel öğeleri
hayat tarzı haline getirmişlerdir. Zira bu şekiller aynı zamanda
sonsuzluğun, sonsuzluğa yönelişin, sonun aynı zamanda başlangıç olduğu
fikrinin, özü yaşayışın, devinimin (hareketin) sembolleridir. İslam'ı din
olarak seçen sanatkarlar da, kavimleri ne olursa olsun- yaptıkları
eserlerde (camiler, saraylar, süsleme, hat...) çember veya küresel motifi
çokça kullanmışlar, adeta sanatlaştırmışlardır. Özellikle yerleşik olmayan
Türkler ve Kızılderililer bu şekli hayat biçimi olarak benimsemişlerdir:
Çadırları küreseldir, toplantı yaparken ve oynarken çember oluştururlar,
savaşlarda genellikle yay veya hilal şeklinde açılır ve düşmanı çembere
alırlar. Sonsuzu bölümleme aracı olan saatlerin yapımında da aynı motifin
benimsenmesi tesadüfi değildir |
|
|
BİR TEORİ:
Güneş ve Ay hariç 12 gezegen ( Başka gezegen var mı? )
|
Burada ilk söylenecek
söz, Uranüs, Neptün ve Plüton'un keşfinden önce Güneş ve Ay dahil yedi
gezegenin varlığına inanılmasıdır. Oysa yeni keşiflerle zaman içinde daha
çok gezegenin var olduğu anlaşılmıştır.
Batı terminolojisinde Güneş ve Ay dahil Güneş sisteminde bilinen
gezegen sayısı ondur: Güneş, Merkür, Venüs, Ay, Mars,
Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Plüton. Dünyamız da bir gezegen olduğuna göre
bilinen gezegen sayısı 11'e yükselmektedir.
Buna rağmen Başak ve Terazi burcuna ait gezegen henüz ortada yoktur.
Başaklar için Merkür, Teraziler için Venüs gezegeni ödünç alınmış gezegen
durumundadır. Zira özellikleri birbiriyle uyuşmamaktadır. Plüton'un gezgen
olup olmadığı da tartışılmalıdır. Ayrıca sistem içinde Güneş bir gezegen
değil, gezegenlerin merkezindeki varlıktır. Her ne kadar Ay için, bağımsız
bir gezegenken Dünya'nın çekimine kapılıp uydu haline geldiği iddia
edilmekte ise de,bilinen tarih içinde Ay gezegen değil, Dünya'nın
çevresinde dönen bir uydudur.
Bu nedenle Güneş ve Ay dışında ( Dünya dahil ) gezegen sayısı dokuz
olmaktadır.
Bunların dışında, batı ve doğu mitolojisinde ''Akıllı insanlar gezegeni''
veya '' Gök gürültüsü gezegeni'' diye adlandırılan bir gezegenden ve bu
gezegenin başak burcuyla ilişkisinden söz edilmektedir. Batılılar bu
gezegene ''Vulkan'' adını verirken Hun Karaçay Türkleri ''Anmat'',
Sümerliler ise ''Marduk'' adıyla anmaktadır.
Sümer metinlerinde Marduk, Güneş etrafındaki dönüşünü 3600 yılda
tamamlarken, Hun Karaçay Türklerine göre Anmat aynı yörüngesel döngüyü 650
yılda tamamlamaktadır. Bu nedenle Marduk'la Anmat'ın farklı gezegenler
olduğu düşünülebilir. Bilinen en dıştaki gezegen olan Plüton'ün Güneş
çevresindeki dönüşünün 247,7 yıl sürdüğü düşünülürse Anmat ve Marduk
yörüngesinin ne kadar uzun bir yolu ve uzakları dolaştığı biraz olsun
anlaşılabilir.
Bir ara (1878) Vulkan gezegeninin Güneş'le Merkür arasinda
görüldüğü, Güneş'e uzaklığın 21.000.000 kilometre, yörüngesini dolanım
süresinin 19-20 gün, çapının ise 1500 kilometre olduğu iddia edilmişse de,
teknolojik ilerlemeye rağmen bu iddia bugüne kadar ispatlanamamıştır.
Son yıllarda Mars ve Dünya ile yaklaşık aynı kütleye sahip yeni bir
gezegenin keşfinden söz edilmektedir. Sözü edilen gezegenin, Plüton'un
ötelerindeki Kuiper Kuşağının da ötesinde bulunduğu belirtilmektedir.
Kuiper Kuşağı da, Asteroit Kuşağı gibi bünyesinde binlerce parçacığı
barındırmakta, ancak iddiaya göre buradaki gök cisimlerinin sayısı dev bir
cismin çekimiyle hızla azalmaktadır.
2001 yılında adına Kızılderili dilinde '' Yaratıcı Güç'' anlamına
gelen ''QUAQAR'' adı verilen, Plüton'un yarısı büyüklüğünde bir başka
gezegen keşfedildi. Dünya'dan yaklaşık 6,5 milyar kilometre uzaklıktaki
Quaquar'ın çapının 1.200 kilometre, Güneş etrafındaki yörüngesini dolanım
süresinin 288 yıl olduğu belirtilmektedir. Yörüngesi, Plüton'a daha düzgün
ve daireseldir.
Yine bir başka araştırma sonucunda, Dünya'dan daha küçük, Güneş'ten on
ışık yılı uzaklıkta bir başka gezgenin varlığı saptanmış ve bu gezegene
''EPSİLON ERİDANİ C'' adı verilmiştir. Ayrıca bir de Kahverengi CÜce'nin
varlığından söz edilmektedir Görünen o ki gezegen keşiflerine devam
edilecektir.
|
|
|
|
Kuşaklar ve Gezegenler |
|
Güneşin çevresinde, şu ana kadar keşfedilmiş iki tane asteroit kuşağı
bulunmaktadır. Mars'la Jüpiter arasındaki Dövülmüş Bilezik ve Plüton'dan sonraki
Kuiper Kuşağı.
Güneş'le Dövülmüş Bilezik arasında 4 adet gezegen (Merkür, Venüs Dünya ve
Mars) bulunmakta, Dövülmüş Bilezik'le Kuiper Kuşağı arasında da yine 4 büyük
gezegen Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün) yer almaktadır. Plüton, çoğunluk
görüşüne göre gezegen olarak kabul edilmemekte, Kuiper Kuşağı'nın bir üyesi
olarak görülmektedir. Kuiper Kuşağı'ndan sonra niçin 4 gezegen daha olmasın?
|
|